ORHAN KARAELMAS | 24 Ağustos 2025 | Köşe Yazıları
Bugün insanlık, büyük bir bilgi patlamasının ve teknolojik ilerlemenin ortasında yaşıyor. Ancak bütün bu ilerlemeler, insanın kalbinde ve zihninde derin bir huzur ve güven inşa edemiyor. Çünkü hakikatle bağını koparan bir ilerleme, ne kadar hızlı olursa olsun insanı kemale değil, boşluğa sürüklüyor.
Modernlik, insanı merkeze alırken aslında insanı yalnızlaştırdı. Ahlâkî referanslardan soyutlanan bir birey, tüketim ve haz üzerine kurulu bir yaşamda kendi fıtratına yabancılaştı. Bugün şehirlerimiz kalabalık ama insanımız yapayalnız; evlerimiz büyük ama gönüllerimiz dar; bilgimiz fazla ama hikmetimiz az.
Kur’an-ı Kerim’de buyurulur: “O ki hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yaratmıştır.” (Mülk, 2) Ayet, hayatın merkezine ameli, yani insanın sorumluluk bilincini yerleştiriyor. Teknolojinin, bilimin veya siyasetin bizi kurtaracağına dair vehimler, hakikatle bağımızı zayıflatıyor. Oysa kurtuluş, insanın kendisini Yaratan’a teslim etmesiyle mümkündür.
Bugünün insanı, hem medeniyet birikimini hem de çağın imkânlarını birlikte okuyabilmeli. Ne körü körüne modernliğe teslim olmalı ne de geçmişi romantize ederek hakikati daraltmalıdır. Asıl ihtiyaç, tevhid merkezli bir bakış açısıyla bugünü anlamlandırmaktır.
Bir medeniyet, ancak hakikatle bağını sürdürdüğünde kalıcı olur. Bugün bize düşen, bilginin ötesine geçip hikmeti aramak; kalabalıkların değil hakikatin peşinden gitmektir. Çünkü hakikat, insanın var oluş gayesini hem dünyada hem de ahirette anlamlı kılar.