Ali Adem Karahan | 21 Ağustos 2025 | Köşe Yazıları
Tarih boyunca insan, hem doğayla hem de toplumla uyum arayışında oldu. Ancak modern çağ, bireye hiç olmadığı kadar çok seçenek ve özgürlük sunarken, aynı zamanda onu belirsizliklerin ortasına itti. Bugün şehir meydanları kalabalık, sosyal medya hesapları kalabalık, ama gönüller sessiz. Bu sessizlik, ruh sağlığının en tehlikeli düşmanlarından biri olan içsel yalnızlığa işaret ediyor.
Yalnızlık, sadece fiziksel bir durum değil; daha çok psikolojik bir algıdır. İnsan, etrafı kalabalık olsa da anlaşılmadığını düşündüğünde yalnızdır. Nörobilim araştırmaları, yalnızlık yaşayan bireylerin beyninde stres hormonu kortizolün arttığını, bağışıklık sisteminin zayıfladığını gösteriyor. Yani yalnızlık, sadece ruhsal değil, biyolojik bir sorundur da.
Teknoloji ve sosyal medya, insana “bağlantıda olma” hissi veriyor. Ancak bu bağlantılar çoğu zaman yüzeysel. “Takipçi sayısı” ile “dost sayısı” arasındaki uçurum, kişinin kendisini daha da değersiz hissetmesine neden oluyor. İşte bu yüzden psikolojide “sanal sosyallik” kavramı sıkça tartışılıyor.
Psikoloji bize şunu öğretiyor: İnsan, anlam arayışı olan bir varlıktır. Modern çağın yalnızlığını aşmanın yolu, kalabalıkların içinde kendimize ve birbirimize yeniden dokunabilmektir. Unutmayalım, huzur yalnızlıkta değil, anlamlı bağlarda gizlidir.